eskigulek @ gmail.com

Merhaba Kıymetli Okurlarımız,
Şubat ayının son yazısında bambaşka bir voleybol hikayesiyle birlikteyiz.

Voleybolun Unutulmazları Derneği (VUD)’u daha önceki yazılarımdan hatırlayacaksınız. Kısaca hatırlatmam gerekirse, yıllarını voleybola veren çok değerli isimlerin voleybolun gücü ile dayanışma, sosyal sorumluluk, toplumsal fayda, voleybol ve spor kültürünü çoğaltmak için bir araya gelerek kurdukları bir sivil toplum kuruluşu olarak özetleyebilirim.

Takım ruhu ile hareket ederek tarih, teknoloji, arşivleme ve bilimsel veriler ışığında Spor Araştırmaları Merkezi ve Dijital Voleybol Müzesi kurmak, gelişmesini sağlamak ve voleybol ailesine değer katan projeler yaratmak için kendi içinde çeşitli faaliyet komisyonları ile hareket eden derneğin en önemli organlarından biri de VUD Akademi Komitesi.

VUD Akademi Komitesi, yüksek öğretim kurumlarında “Voleybolun Yaşamımıza Kattıkları”, orta öğretim kurumlarında ise “Neden Voleybol” alt başlıklarıyla etkinlikler düzenleyerek dernek üyelerinin sportif, mesleki ve kişisel bilgi birikim ve tecrübelerini aktarmaları suretiyle, gençlere ışık tutup onlara yol gösteriyor; önemli bir farkındalık yaratıyor.  2024 Yılı içinde ilki Antalya Akdeniz Üniversitesi, ikincisi ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen etkinliklerin ardından 2025 yılının ilk etkinliği 25 Şubat Çarşamba günü İstanbul Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde düzenlendi. Gerçekleştirilen konferansta konuşmacılar, geleceğin spor yöneticileri, antrenörleri, beden eğitimi öğretmenleri kısaca geleceğin spor insanlarıyla bir araya geldi.
Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sinan Bozkurt’un ev sahipliğinde düzenlenen konferansın moderatörlüğünü Spor Bilimleri Fakültesi, Spor Yöneticiliği Bölümü Spor Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı öğretim görevlisi Dr. Müfide Yoruç Çotuk yaptı.

Zuhal Saraç, Savaş Eskigülek, Gülnur Görgün, Prof. Sinan Bozkurt, Dr. Müfide Çotuk, Esra Gümüş Kırıcı, İzzeddin Çalışlar

*Zuhal Saraç, Savaş Eskigülek, Gülnur Görgün, Prof. Sinan Bozkurt, Dr. Müfide Çotuk, Esra Gümüş Kırıcı, İzzeddin Çalışlar

Okulun 50. Yılı Etkinlikleri kapsamına da dahil edilen konferansın açılış konuşmasını yapan Prof. Bozkurt, anlatılacak hikayelerin, paylaşılan bilgilerin en az okullarda öğretilen dersler kadar önemli olduğunun altını çizdi.

‘Voleybolun Unutulmazları’ neydi? Bu büyük dayanışma hareketinin yaratıcısı ve dernek başkanı Gülnur Özfer Görgün yeniden yaşayarak anlattı. Zaten daha önceki etkinliklerde de hep yaşayarak anlatmıştı. Bizler de her dinleyişimizde olduğu gibi ilk defa dinliyormuşuz gibi merak ve heyecanla dinledik.

Başkanın ardından derneğin fahri üyelerinden ve Voleybolun Unutulmazları projesinin yayın editörlüğü ile danışmanlığını yapan; yazar, editör, iletişimci İzzeddin Çalışlar kürsüye geldi. Deneyimli yazar, öğrencilere yapay zekadan, tarihten, Türk Dil Kurumu’ndan derlediğini çalışmalarıyla ‘Bellekten Bilgiye’ uzanan yolculuğu anlattı.

Dernek Üyesi, Eczacıbaşı ve Milli Takımımızın unutulmaz kaptanı, aynı zamanda üniversitenin Antrenörlük Eğitimi Bölümü, Spor Sağlık Bilimleri Anabilim Dalı öğretim görevlisi Esra Gümüş Kırıcı da hayallerinin ötesinde bir sportif kariyere ulaşırken geçtiği yoldan bahsetti. Voleybol oynarken eğitimini aksamadan geçtiği yolun, kendi ifadesi ile heybesine doldurduğu bilgilerin, bilimsel esaslara paralel olduğunu ve bunun da başarıyı getiren en önemli etken olduğunu anlattı öğrencilerine.

Toplumsal fayda anlamında çok değerli projelerde yer alan, Türk Eğitim Derneği İstanbul Temsilcisi ve VUD üyesi Zuhal Alptekin Saraç ise Sporcu Ruhundan Toplumsal Faydaya – “Gönüllülük ve Burslarla Hayata Dokunmak” konulu bir sunumla öğrencilere faydalanabilecekleri burslar ve gönüllülük felsefesini anlattı.

Kıymetli okurlarımız, konferansta bendenize de konuşma fırsatı verildi. Son dönemde sportif anlamda ülkemizde eksikliğini hissettiğimiz en büyük kavramın ‘Spor Kültürü’ olduğu konusunda sanırım hemfikirizdir.
Hafta başında karşı karşıya gelen asırlık camiaların oynadıkları futbol maçı öncesi, maç anı ve sonrasında yaşanan demeç kirliliğinden son derece üzüntü duyup oldukça rahatsız olan bir spor insanı olarak geleceğin spor insanlarına bu konulardan bahsettim.
Spor yaşantımda voleybolun yerini anlatıp, bu sporun bana kattıklarını, voleybol medyasında geldiğim nokta itibarı ile kamyon şoförü bir babanın oğlu olarak bugün kendilerine hitap edebilmenin verdiği mutluluğu anlatmaya çalıştım.
Üniversitede öğrendikleriyle sporun içinde alacakları yerin ne olduğundan ziyade bulunacakları yerde sadece doğru olanı yapmaya gayret edip, adil, eşit, dürüst olmaları gerektiğini kısaca Fair Play ruhu ile çalışmalarını söyledim.  Zira az önce de belirttiğim gibi ülkemizde her geçen gün uzaklaştığımız spor kültürünün yeniden ve bir daha bozulmamak üzere oluşturulması için en büyük görev bu genç kardeşlerimize düşüyor. Yani antrenör, fizyoterapist, istatistikçi, masör, menajer, yönetici, eğitimci kısaca her ne isim altında olursa olsun görevleri sırasında her zaman daha iyisini yapmaları halinde ülkemize ve ülke sporuna en büyük hizmeti vereceklerini anlatmaya çalıştım.

Sporculuk yıllarımda futbol oynadığım stadın yer aldığı kampüste, mezun olduğu okulda eşimin ve beni izleyen oğlumun önünde yaptığım konuşma biterken de bu aşamaya kadar geçtiğim yolda yaşadığım ‘ZAMAN’ gözüme kaçtı ve birkaç damla yaş ile gençlere olan güvenimi yineledim. ‘Haberiniz Olsun’ istedim.

Kalın sağlıcakla.