ercanguven @ milliyet.com.tr

Başkan Fikret Orman, Beşiktaş Kulübü’ndeki “muhalifleri” yerden yere vurmakta, zeka ve kulüp aidiyetlerini, hatta kalitelerini ti’ye almakta, iyi niyetlerinden şüphe duymakta sonuna kadar haklıdır...


Aslında “işine de geliyor” büyük bir olasılıkla!
Çünkü, “para labirentlerinde” kaybolup, futbolcu trafiğine takılıp, sayın Orman’a “doğru soruyu” sarmıyorlar bir türlü.

Her saçmalık var... Hem Başkan’ı silkeleyecek hem de Beşiktaş’ın işine yarayacak, yani Fikret Orman’dan sonrakilerin Beşiktaş iktidarına hazır olduklarını ortaya koyacak doğru soru yok ortada.

 An itibarıyla Beşiktaş’ın bir numaralı muhalefeti “Şenol Güneş’ten sonraki Beşiktaş hocası hazır mı” şeklinde “çok odaklı” olmalı ki, içinde “nedir bu hocanın tatsızlığı” da vardır, geçiştirmeye çalışan Fikret Orman’ın “becerisini” sorgulama da Beşiktaş’ın geleceği hakkında kafa yorma da.  

Herkes görüyor ki, büyük bir olasılıkla sezonu bile tamamlamadan Beşiktaş’la vedalaşacak Şenol Hoca. 
Nereden mi belli?
İki sezondur gözümüzün önünde Milli Takım ile “flört” ediyor Güneş. 
Beş aydır saklamıyor. 
“Teklif gelmişti, Beşiktaş’taki görevim nedeniyle kabul etmemiştim”den başladı, “Bir milli takım çalıştırmak istiyorum”a kadar geldi iş. 
İnsanı başarılı kılan beynidir...

Beyne hükmedenler arasında “arzu” ilk sırada gelir. 
Daha nasıl ifade etsin Güneş; “Milli Takım’ı istiyorum” diyor işte.  
Milli Takım’ın başında bir hoca varken, “her sezon yıkılıp yeniden kurulan zafer anıtına benzeyen” lig mücadelesinin henüz nereye varacağı belli değilken “etik midir, değil midir” bilemem ama “de facto” böyle.

Beşiktaş’ın iktidarı ve muhalefeti “kulağının üstüne” yattıkça “daha az motive” ve “daha çok sızlanan” bir Şenol Güneş çıkıyor ortaya.
Kagawa heyecanıyla kelimeleri yutacağına, Quaresma hüznüyle tane tane negatif duygular savurması, öz disiplin sağlayan “senelerin olgunluğundan” değil, içindeki şevkin kırılmış olmasından. 

Artık Nazım Hikmet gibi Gülhane parkındaki bir ceviz ağacı değil Şenol Güneş... Beşiktaş’tan gitmiş... Lakin ne muhalefet farkında bunun, ne de başkan farkında! 
İnanmayacaksınız ama Şenol Güneş bile farkında değil. 
Beşiktaşlı muhaliflerin yerinde ben olsam, “teknik direktör konusunda B planın hazır mı” diye sorardım Başkan’a.

Tolgay'ı linç edenlere

Armasını öpüp “kırık Türkçesiyle” Fenerbahçe’ye gelmekten ne kadar mutlu olduğunu anlatırken “kastı aşan cümleler” kurduğu sanılan Tolgay Arslan, aslında boş konuşmamış!..
Resmen eziyet edilmiş kendisine. Onuruyla oynanmış.  
“Dile getirmeseydi daha mı iyi olurdu”?..
Evet...
Ama söyleyenle birlikte söyletene de bakmak lazım. 
Şimdi... Tolgay’ı “kastı mı aştı yoksa haklı mı” demeden linç etme girişiminde bulunanlara sesleniyorum:  

Belli ki, ya kulüp aidiyeti ile ya da reyting şehvetiyle yaptınız bu işi...
Şayet kulüpçülükse sizi tetikleyen, dönüp soracaksınız Tolgay’ın ayrılmaktan memnuniyet duyduğu, sizin sadakatte kusur etmediğiniz kulübünüze... 
Diyeceksiniz ki, “tamam ceza gerektiren bir eylemi varsa kadro dışı bırakılabilir bir futbolcu ama işkence niye”?

Soracaksınız, genç ve nadir bulunan yeteneklerden birinin, cezası süresince futboldan kopması için “altından çimeni çekmek” kime nasıl bir fayda sağlar... 
Adam Avrupa’da yetişmiş... Güm diye anlattı “mobbing”in ayrıntılarını. En başta o kulübe sevdalı olan sizleri mahcup etti; değil mi?

Ya sizler... Reyting ihtirasıyla kulüpler arasına nifak sokmayı bile dert edinmeyenler... Kazı çevirip yakmadan pişirmek için bu sefer Tolgay’ın ayrıldığı kulübe veryansın edeceksiniz ama taammüden çıkardığınız yangınlar artık sizlerin paçasını tutuşturdu; bilesiniz.  

Size sosyal medyadaki ergenlerin heyecanı ve terbiyesi ile önünü arkasını düşünmeden infaz için para verenler varsa, cesaretiniz olsa suikastçı olup daha büyük paralar kazanacak kadar insanlıktan uzak yaratıklar olduğunuz çıkar ortaya...

“Düşünmeden yaptım” diyorsanız, kanaat önderliği kim siz kim diye sorarlar adama. 
Nereden baksan rezalet. 
Yapmayın kardeşim...
Çevreyi kirletmeyin.

milliyet